Unutulmaya Yüz Tutmuş Sanatlar Görücüye Çıktı

Bu yıl 13'ncü düzenlenen ve Türkiye'nin dört bir yanından gelen 63 sanatkar ve zanaatkarın hünerlerini sergilediği 'Altın Eller Geleneksel El Sanatları Festivali İstanbul Taksim Meydanı'nda başladı.

Fatma VURGUN
 11:54 20 Eylül 2018
Unutulmaya yüz tutmuş sanatlar görücüye çıktı
  •  
  •  
  •  
  •  

Beyoğlu Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Kültür Kenti Vakfı işbirliği ile düzenlenen, “Altın Eller Festivali” unutulmaya yüz tutmuş meslekleri geçmişten geleceğe taşımayı hedefliyor. Türkiye’nin 55 ilinden gelen 63 sanatkar ve zanaatkar halı dokumadan çiniciliğe, ahşap işçiliğinden tespih yapımına kadar çok sayıdaki geleneksel el sanatındaki hünerlerini bu festivalde sergiliyor. Stantlarında üretim yapacak zanaatkarlar, ziyaretçilere el sanatlarının tezgâhtaki üretimini yerinde görme fırsatı sunarken satış yapma imkânı da buluyor.

“DEDEMDEN KALMA MESLEĞİM; HASIR ÖRME”

Festivale katılan örme hasır ustası Şaban Karaca aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı el sanatları sanatçısı. Çorum’dan gelen Karaca “Dedemden kalma mesleğimdir hasır örmek. Stanta yer alan beşik, oklava, hasır taburelerin hepsi benim el emeğim” diyor.

 

SÖZCÜ
 

SÖZCÜ


KIZILCIK AĞAÇLARINDAN BASTON

Zonguldak Devrek'te 18. yüzyıldan beri yörede doğal olarak yetişen kızılcık ağaçları kullanılarak, el işçiliğine dayalı geleneksel el sanatı olan bastonculuk yapılıyor. 35 yıldır bu işi icra eden Ali Akçasu, her bastonu değişik renk ve motiflerle yaparak maharetlerini sergiliyor burada. Akçasu’nun oğlu ise Bülent Ecevit Üniversitesi Devrek Bastonu Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde dersler veriyor.

“HER SANATIN KENDİNE GÖRE ZORLUKLARI VAR”

35 Senedir tel kırma sanatçılığı yaptığını söyleyen Sönmez Tığ ise Bartın’dan gelmiş festival için. “Nene mesleğim” diye severek anlatıyor sanatını ancak her sanatın kendine göre zorlukları olduğunu belirterek “Tel kırma sanatı çok ince bir sanat. İğne ile kuyu kazar gibi özel gümüş teliyle birebir işliyorum. Yöremiz hanımları için önemli bir gelir kaynağını oluşturuyor. Takı, elbise, çeyiz ve son zamanlarda tablolarda icra ediyoruz sanatımızı” diye ekliyor.

SÖZCÜ
 

SÖZCÜ

“TÜRKLERDEN ÇOK ÖZELLİKLE ARAP TURİSTLERİN İLGİSİ VAR”


SÖZCÜİzmirli bakır tel sanatçısı olan Sema Kansu, 2002 yılında başlamış bakır tel işleme sanatına. Ana malzemesi saf bakır tel ve levha olan sanatçının esin kaynağını savaş kıyafeti zırh ve danteller oluşturuyor. Takı dışında bir çok dekorasyon objesine de imza atan sanatçının bakır zincir masa örtüleri, ayna çerçeveleri,lambaları sayılabilecek pek çok örnek var. İlgiden çok memnun olduğunu dile getirirken “Türklerden çok Arap Turistler ilgi gösteriyor. Ülkemizin unutulmaya yüz tutmuş sanatlarını onlara tanıtmak bizler için gurur verici fakat Türklerin ilgisizliği de bizi üzüyor” diye yakınıyor.

 

SÖZCÜ

“650 YIL ÖNCESİNE DAYANAN OSMANLI DESENLERİ…”

Çanakkaleli tahta baskı ve yazma sanatçısı Handan Cengiz Türk, 1990 yılından başlamış sanatını icra etmeye. 650 yıl öncelere kadar dayanan tahta baskı ve yazma sanatını “Daha ileriye nasıl taşıyabilirim, tanıtabilirim?” sorusu üzerinde kafa yorduğunu söylüyor.Makineleşmeye karşı olduğunu söyleyen Türk, ” 650 yıl öncesine kadar dayanan desenleri ve o dönemi yansıtan renkleri kullanıyorum” diyor.

23 Eylül Pazar gününe kadar sürecek olan “Altın Eller Festivali” Taksim Meydanı’nda tüm sanatseverleri ağırlamayı bekliyor.



Sosyal Medyada Paylasmak icin Platformunuzu seciniz.